Anneciğim babam para kazandı mı ?

çalıştığım için mi bilmiyorum Efeye karşı inanılmaz bir suçluluk duygusu hissediyorum. Yanında olamamak sabah kahvaltısında, öğle yemeğinde yanında olamamak, oynadığı oyunları görememek kadar içimi acıtan başka bir sıkıntım yok bu günlerde. Oda bunun farkında sürekli bişeyler istiyor televizyonda gördüğü,arkadaşında gördüğü yada aklına takılan. O kadar çok oyuncağı var ki acıyorum artık oyuncaklara verilen paralara üstelik aynı oyuncaktan defalarca olduğumuz bile oluyor. Eşimle karar aldık uzunca bir süre oyuncak almayalım diye çünkü istiyorum ki oyuncaklarının kıymetini bilsin ama benim oğlum kıymet bilmek şurda dursun sıkıldıktan sonra kırmaya başlıyor sebebi ise annecim bak kırıldı bu yenisi alalım mı ?
Aldığımız karardan sonra akşamları eve gitmek işkence oldu yol boyunca hem ağlıyor hem huysuzlanıyor hem küsüyor anlatamam neler yaptığını yılmadık ama o kararlıysa bizde kararlıyız
Daha önce anneciğim bak bu son aldığımız oyunca bir daha isteme olurmu
cevap tamam anne bir daha istemem bu son sözzzz
ertesi gün oluyor sözlerden eser yok ben kepçeee istiyorum diye başlıyor ağlamaya
Biz tatik geliştirdik almıyacağızya efe boş durur mu
baktı ağlamak,huysuzlanmak,bağırmak ,küsmek fayda etmiyor diğer şıkka geçti annesi en derinde etkilediği taktiğe
efe ile dün telefonda konuşuyoruz
efe :anneciğim napıyorsun
ben:iyim anneciğim sen napıyorsun
efe:bende iyim mama yedim oyun oynadım
ben:aferim oğlum
efe:anne babam para kazandımı
ben:niye soruyorsun paşam
efe:para kazandığı zaman bana tabanca alırmı şimdi istemiyorum ama önce para kazansın sonra tamam mı
ben:tamam aoğlum
beni öyle hasas yerimden vurduki hiç sızlanmadan mızmızlanmadan istediya içime dert oldu akşama kadar. Babası ile sözümüzü tutma sürecimiz 48 saat sürdü. Tabancayı aldık istemeden, efeye hiç istemiyorum tabancı almayı ama biz almadıkca o gözünde büyütüyor en şeker gözükeni aldık zararsız olanı
anneanesine gittiğimizde bahçedeydi bizi görün öyle bir sevinc var ki annem babam gemiş diye işte o anlarda bir kez daha aşık oluyorum paşama.
Hemen babasına babacağım para kazandın mı sordu
babasıda evet kazandım deyince
o beklemediğim cevabı verdi
hadi bakalım o zaman tabanca almaya
hemen cantamdan çıkardım verdim başta çok sevindi yaklaşık 1 saat oynadı sonuç yine hüsran kırdı ben böyle istemiyordum kocaman istiyordum diye
anlaşılan yine oyununa geldik
anne baba olmak gerçekten çok zor insan duyguları ile mantığı arasında çok kalıyor

KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR

Dün gazetede Zeynep Kasımlıoğlunun röportajını hayretler içinde okudum.İnsanların kararlarını tercihlerine her zaman saygım var ama bu kadarıda pes dedirticek açıklamaları ardı ardına sıralamış Zeynep hanım
Röportaşın başında her evli bayana yöneltilebilecek sorular sorularak başlıyor nasıl tanıştınız ,ilk görüştüşte aşkmıydı sizin ki vs. vs.Anlatmaya başlıyor bir bir
Eşiyle tanışmalarını , sonra evlenmelerini, sonra yediği dayakları, hakaretleri, karakola gitmesini, kocasının bitmek bil

meyen ve nereden çıkacağı belirsiz sinirini!(güya eşi doktor olduğu için çok stresli günler yaşıyormuş hangi meslek stressizki) kızının terlik giyip giymemesi üzerine başlayan münakaşa Zeynep hanımın karakola ve hastaneye sığınması ile son bulmuş yani kadın sudan bir sebep için beyin tomografisi çekilecek kadar işkence görmüş.
"Keşke bu olaylar dışarıya yansımasaydı" diyor.Evliliğin onca olaydan sonra devam etmesini maheret gibi anlatıyor üstelik "Boşanmam" diyor.
Anneside de sağ olsun, sabah akşam telkinde bulunmuş kızına; "Boşanma sakın."
Kadın itiliyor, kakılıyor, hastanelik oluyor, yüzü gözü morarıyor, evde kavga kıyamet, ağlama krizlerine giriyor annesi; "Aman yavrum yuvanı yıkma" diyor.Kimse bana çocuklarım için katlanıyorumu savunmasın çünkü bunu söyleyen kadınların bir çoğu gördükleri fiziksel yada ruhsal kötü muameleden sonra eşlerine bir kez daha çocuk doğuruyor. Sanki çocuk sihirli değnek herşeyİ her olumsuzlu olacak. Ki zeynep hanımda böyle yapmış 3. çocuğunuda bu mutlu tabloya dahil etmiş !Eğitimli, okumuş, çalışan, 'aklı başında' tabir etmek istediğimiz bir kadın bile bunu yapıyorsa. O bile "Kol kırılır, yen içinde kalır" diyebiliyorsa...
O bile her ne olursa olsun boşanmayı reddediyorsa, toplumumuzda kadınlar kim bilir neler yaşıyor diyor ki Zeynep hanım "Çok şükür üzerime baltayla saldıran bir eşim yok" ne fark eder bir tokatta aynı yarayı, aynı acıyı, aynı ezikliği hissettirmez mi ?

1. Sebep her ne olursa olsun, şiddet kabul edilemez.
2. Kadına fiziksel ya da ruhsal olarak zarar veren erkek, erkek değildir.
3. Sevilmek için bedel ödemenize gerek yoktur.
4. Bugün sizi hastanelik eden, yarın camdan atar. Bugün size bir tokat patlatan, yarın kemiklerinizi kırar. Bugün size hakaret eden, yarın canınızı alabilir.
5. Şiddetin her türlüsü ciddidir ve katlanarak büyür. Şikayetçi olun. Korkmayın!
6. Siz utanmayın. Utanması gereken odur.
Etrafınızdan çekinmeyin, "Ne derler şimdi" kaygısına kapılmayın. Ne derlerse desinler, zaten hep bir şey derler. Siz ne olacağınızı düşünün.
7. İşiniz yok, paranız yok diye bu muameleyi çekmek zorunda değilsiniz. Kimse değil...
Bir yerden başlayın, çıkış yolları arayın, birilerini arayın, kadın derneklerini araştırın, mutlaka bir çözüm bulacaksınız. Yardım isteyin.
8. Hadi gidin, aynaya bakın, ta gözünüzün içine bakın. Kendinizi sevmeye başlayın. Küçük adımlar atmanız bile yeter! Biliyorum zor ama yarın her şey daha iyi olacak.
İsteyin yeter. Kabullenmeyin yeter!