yangın yeri

Telefonu elimde, genelde hep bende olurdu  banka şifreleri ile onu yormak istemezdim hem patronum hem babamdı bazen şakasına '' Genç bir erkeğin telefonu karıştırılmaz'' der di ama bilirdim ki karıştırsam da bişey bulamazdım çünkü babam anneme  çok aşıktı her sözünde her davranışında hissettirirdi
Saatini de çok severdi  hasta yatağında bir aklı telefonunda bir aklı saattindeydi
Arabasını da çok severdi kolay kolay kimseye vermek istemezdi bakımını ihmal etmez yakıtını da hiç eksik etmezdi
Bu sabah arabasının bagajından bişeyler almam gerekiyordu kapağı açtığımda araba buram buram babam koktu bir an içim sızladı öyle çok özledim ki tarifi yok içimde yanan ormanın  sanırım yangın son nefesimde bitecek azar azar yanıyor içim ve dünya da ki hiç bir şey söndürme etkisine sahip değil.
İçim yandıkça anneme olan düşkünlüğüm artıyor biliyorum bir 32 yıl daha annemle böyle dolu dolu yaşamam mümkün değil.
Daha çok birlikte vakit geçiriyoruz kaliteli dedikleri zamandan üstelik birlikte konserlere gidiyoruz
bazen gülüp bazen ağlasak'ta bildiğimiz tüm şarkılara eşlik ediyoruz bazı sanatçıları babam severdi diye dinliyoruz
Bowlinge bile gittik annemle başlarda ürkekçe davransa da baya zevk aldı onu öyle mutlu görünce rolleri değiştirdiğimizi bile düşünüyorum sanki bişeyler yer değiştirdi önceden o benden sorumluydu şimdi sıra bana geçti.
Allah sağlıklı uzun ömürler versin anneme onsuz bir hayat yaşanır belki ama çok renksiz olur 

Sonbahar da geldi

Sonbahar geldi havalarda ruhum gibi soğumaya başladı. Her sabah semaverde çay demliyorum sanki gelip ''ooo daha çay hazır değil mi ?'' diyecek gibi
Onun gibi yakıyorum semaveri önce küçük odun parçaları ile tutuşturuyorum  sonra kömür ekliyorum çayı da onun gibi demliyorum çaydanlığa suyu az koyuyorum  üst demliğe yetecek kadar çayı demleyip dem çökene kadar alta yeni su ekleyip çabucak çay hazırlanmış oluyor.
Ben hiç çay sevmezdim ama 6 yılın sonunda çay sevmeye başladım.
Bazen koskaca gelen bazense bir tutam gelen altı yıl .
İyi ki diyorum iyi ki bana birlikte çalışalım demiş iyi ki 6 yıl boyunca her gün beni işten babam getirmiş.
Bazı günler iş yerinden eve gidene kadar hiç sohbet etmezdik konuşmayı çok sevmezdi
ama bazı günler sohbetine doyum olmazdı gençliğini anlatırdı onu mutlu eden hatıralarını annesini babasını anlatırdı acaba o da benim onu özlediğim kadar özlermiydi babasını annesini hiç bilmiyorum.
Arabasında ki şarkılarını hiç sevmezdim hep elem hep keder vardı sözlerde neşeli şarkı çok azdı
Neyi hatırlatır neden o şarkıları dinlerdi bilmiyorum sitem etmek yerine keşke sorsaydım diyorum
Bazı günler ise hep annemden bahsederdi sanki uzun bir yoldan eve dönüyormuşuz gibi özlerdi annemi o dönem çok saçma gelirdi sabah evde kahvaltı yaptığın eşini akşama kadar özlemek.
Bu kadar özlemek mümkün müydü ?mümkünmüş
Çok özlüyorum sanki koskoca bir boşluğun içindeyim alışamıyorum.
Çocuklarıma eşime anneme kardeşlerime yansıtmamak için elimden geleni yapıyorum ama bazen aklımın ipleri kendiliğinden olduğu yerden kopuyor
Geçen akşam televizyonda bir program vardı babam yaşlarda bir adam çocuklarını ne kadar çok sevdiğini anlatıyor dayanamayıp ağlamaya başladım kızım görmüş hemen koşup gelip sarıldı teselliyi küçüçük kollarında buldum iyi ki evlatlarım var yoksa bu acıya dayanmak mümkün değil
Elbet bir gün buluşacağız her gün mezarında içimden bunu sessizce geçiriyorum  biliyorum duyuyor beni canım babam